23 Şubat 2019 Cumartesi

Yaz bunu

İnsan hayalleri ile yaşar, yaşadıkları ile ölür. Yaz bunu!


B.

Kaşığı tabağın tam ortasına daldırdım. Sofradakiler birer birer son lokmalarını ağızlarına götürmekteydi. Kaşıklar usulca sofraya bırakıldı. Adeta bir filmden çıkmış bu ev sakinleri yüzüme bakmaya başladı. Ben telaşla evden çıktım.


10 Şubat 2019 Pazar

Büyük aşk #Vefa3





"Bizi yükselten dinimize duyduğumuz büyük aşktır!"

"(...)İlahi! 
Şahidiz Hamid’in kulluğuna 
Sana kul oluşunun zalime gam olduğuna! 
Lûtfet! 
Yüreğinde yanan aşk hatırına 
Bizden ayırdın, amma kavuşsun gülistanına."

Allahondanrazıolsun.
KulHamid için birFatiha!

5 Şubat 2019 Salı

Çıkmaz bir problem - Konuşmamız Gerek Yazı Dizisi #8



Konuşmamız Gerek Yazı Dizisi




Sade hayat ve huzurdan bahsederken bir yandan da bu hayatın içinde nelerin olmaması gerektiğini de düşünüp duruyorum. Derken aklıma her geldiğinde beni alıp götüren bir şeyle tekrar karşı karşıya kalmış durumdayım. Film!

İlk bakışta çok da tüyleri diken diken edecek bir kelime gibi görünmüyor olsa da çok masum bir yere sahip değil benim yaşantımda…

Bundan seneler evvel yaklaşık yedi sekiz yıl evvelinde başladı bu işe merakım. Gitgide içine almaya başlıyordu beni. Bir yandan senaryolar üretmeye çalışıyor diğer yandan da çektiğimiz özel kısa filmleri de montajlıyordum. Çok başarılı bir grafik çizmesem de – yani okulla birlikte düşündüğümüzde bunu yapmam çok iyi olmamıştı – genel hatlarıyla üzerine koyarak bilgi birikimine sahip olmuştum çok kısa sürede. Tabi bu arada okulla ilgili başarımdan söz etmeyeceğim. Zira pek iyi görünmüyordu. Haklısın sonra da yapabilirdim ama şöyle düşünüyordum, ya bir daha yapamazsam

Bu tutku halini almaya başlıyordu ki üniversite zili çaldı takvimler ikibin on üçü gösteriyordu.

Merak bu ya, bir içine almayıversin yeter ki… ikibin on beş sonuna doğru tekrar kapımı çalıyor bu merak. Üniversitenin sinema kulübü başkanı olarak hem de.

Bir senaryo da burada yazmaya koyuluyordum. Fakat bu geçmiştekinden daha da zorlu bir yoldu. Çünkü ailem ve yakın çevrem de işin içine girmiş ve sonucu merak ediyordu. Açıkçası kendi şehrim için diye başladığım proje, kendi iç hesaplaşmama dönüvermişti bir anda. Bir vakit sonra parasal anlamda çektiğim sıkıntı, mevsimin kış olması ve üzerimde hissettiğim içerden bir yerden gelen baskı bu işi sonlandırmam gerektiğini söylüyordu. Söylemekle kalmıyor, eyleme geçiriyordu…

Hal böyle olunca, sevgili okur kardeşim, düşündüm ve kararımı verdim. Erteliyoruz, dedim. Kulüpten de istifa ederek…

Aradan geçen üç yıl sonra bugün –ikibin on sekiz-o ertelenen şeyin gerçekleşme vakti midir bilinmez bir dürtü yine içimi azıcık azıcık gıdıklamaya başladı bile… bu işte, bu çok korkutucu bir durum. Neden mi? Çünkü bu bir iş değil, bu bir karmaşa. Bir dolambaç ve belki de bir döngü… tekrar başa dönme korkusu ile kurulu bir döngü.

İşte tam da burada durup soruyorum kendime. Yine aynı sonuçla karşılaşıp erteleyecek miyim?

Gerçekten sade bir hayat ve huzurdan söz ederken, içinde film-senaryo-çekim de yer alacak mı? Almalı mı? Almalıysa bunu neden yapıyorum?

Sorular… bir türlü ardı arkası kesilmeyen…

Peki, şimdi gerçekten ne yapmalıyım? Tekrar yazmaya başlasam, bitebilir mi? Mutlu son diye bir şey var mı bu hikayede?

Ne olmalı?

Haziran-Eylül 2018

Tüm Zamanların En Çok Okunan 3 Yazısı