9 Şubat 2019 Cumartesi

Çay koy!






B.
Bir an hiç açmayacaksın sandım. Gerçekten arka kapakta o kadar oyalandın ki tekrar rafa bırakacağın konusundaki hüzünlü hissim ele vermesin beni diye sayfalarımı titretmedim.

Şaka bir yana benimle konuşmayı kabul ettiğin için mutluyum. Eh, biraz da umutlu. Çünkü artık bir yola çıkıyoruz seninle ve bu yol, seni de olduğun yerden alıp götürecek bir yol.

Dur bir dakika, yoksa sen son sayfaya çoktan baktın mı? O halde tekrar buraya dönmeni sağlayan bir cümleyle karşılaştın ki buradasın.

Ne anlatıyorum bu kitapta? Havadan sudan!

Tamam, şimdi gerçekten giriyorum. Bu kadar girizgah yeter. Artık neden buradasın bunu anlatmanın satırı.

Kaç yaşındasın, ne kadar süredir yaşıyorsun bilmiyorum. Bildiğim bir şey var o da sen de bir arayıştasın. Belki, mutluluk, belki sevgi, belki sadece heyecan, bilmiyorum belki de aradığın huzurdur. Yine de aradığını bulabilmek adına girmediğin yol, denemediğin çare kalmadı ki anlaşılan, adı hoş gelen kapağımı görünce beni de aldın eline.

Burada aradığını bulabilir misin buna kesin bir cevabım yok. Fakat okudukça düşündüğünü fark edip yol aldığını anlayacağını umut ediyorum.

Yaşıyoruz. Her bir gün bir öncekinin aynı olmaması için çalışıyoruz. Gayretimizi artırıyoruz, hayretimizi işin içine katıyoruz. Bir şekilde yaşadığımız bu hayatta eksik olanı bulmaya boş kalanı doldurmaya çalışıyoruz. Her yolu deniyoruz. Bir bulsak, tamam, peşinden tutup ipine sarılacağız o aradığımızın ama… sorun, nerede? 

Sorun benliğimizde. Koşturduğumuz şeyin aslında durup baksak ne olduğunu bilmediğimiz, boşlukta kalmış bizi, olmadığımız bir kişiyi yıllardır aynı sahnede daha iyi oynasın diye canlandırıp durduğumuz bir nesne haline getirmiş olduğumuzu fark edeceğiz.

Sabah temposuyla başlayan maişet akşama kadar sürüp gider. Ertesi gün aynı kişi yine aynı sahnede. “A bu arada olur ya görüşemezsek, iyi günler iyi akşamlar ve iyi geceler!”

Peki geçip giden bu ömürde ne kadar biz kalmış kenarda, köşede? Zamanın ne kadarında biz kendimizi canlandırıyoruz?

Bu soruya açık bir cevap veremedim ben de. Sonra aniden cevapların tam ortasında da buldum kendimi. Tam orta dengeyi sağlamış olsaydım anlayabilecektim sanki gerçeği. Ama yine de bulunduğum durumun vahameti gözümü kapatırcasına acıtmıştı yüreğimi.

Ansızın gelen boşluk hissi sonrasındaki hissizlik ve nerde olduğunu sorgulama belirtisi bir hastalık mı yoksa sadece bir düşünce miydi? Sorular, sorular…

Olabildiğine yaşamak, yaşadıkça sevmek ve sevdikçe şükretmek gerek. Şükrün edasının tehiri çok vahim sonuçlara gebe.

Bu konuda konuştukça açılan yaralar, gönlün hoşnutsuz oluşu, bu gibi durumlarda insanın aklına hemen antidepresan ilaçları gelmekte… hal bu ya bir sıkıntı varsa ilaç var!

Sorunun derinlerine inildiğinde içildiğinde gerçekten de bir hoşluk veren ve artan gramajlarla insanı tabiri caizse alıp götüren bu tesirli sancı kesicinin nerden gelip de bu kadar başat bir şekilde söz sahibi olduğunu da irdelemek gerekir sanırım. Zira gerçekten de sorun çözmek yerine gelen sorunlara tepki anlayışımız toptan değişmeye zorlandı. Bunu biz bize yaptık. Başka bir düşmana da gerek olmazdı zaten…

Tepki vermek yerine boş vermeye, mücadele etmek yerine terk etmeye başladık. Sorun bizde… Sorun, sorunlarla karşılaştığımızdaki değişmiş olan fikrî yapımızda.

14 yorum:

  1. Havadan sudan kitapların konusu aslında tamda içimizden aradığım kitap diyebilirim
    teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir yazı. Emeğinize sağlık.
    The Truman Show'a yapılan gönderme de güzeldi.

    YanıtlaSil
  3. Ben diyorum ki bu yazıyı parçalara bölüp birkaç gün ayrı ayrı inceleyelim. İnceleyelim ki gerçekten de o son cümle grubunun hak ettiği değeri en azından zihinlerimizde verebilelim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birkaç kez tekrar okuduğumda ben de bunu düşündüm.. yazdığımızı yaşayabilmek duasıyla İnşaallah Ş, bu önemli

      Sil
  4. Hepimiz arıyoruz birşeyler dediğin gibi. Kimisi iyinin, kimisi kötülüğün peşinde. Son nefesimize kadar böyle devam edecek.

    Bağlantı çalışmıyor kardeşim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son nefesimize kadar emri bil maruf yolunu tutturmaya devam İnşaallah, düşe kalka!

      Bağlantıyı değiştirdim abla teşekkür ederim, güncel olarak faydalanabilirsin..

      Sil
  5. Ellerine yüreğine sağlık... Milli ve mânevi değerlere tam bağlı, daha nice başarılı yazı dizilerini okumak dileği ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin, Senin de yardımınla İnşaallah, Allah razı olsun!

      Hoşgeldin babam..

      Sil
  6. Ooo çok güzel hocam. Çok içten... Devamını bekleriz, tebrikler ;)

    YanıtlaSil
  7. Güzel bir anlam arayışı, güzel bir sorgulama. Çok faydalı bir tanıtım olmuş teşekkürler.

    YanıtlaSil

Bu hafta en çok okunanlar

Komşular

  • Şeyh Şâmil'in Cevâbı - Şeyh Şâmil (rahimehullah), Ruslara esir düştükten sonra Petersburg'a götürülmüş, burada Çar tarafından iyi karşılanarak hürmet görmüştü. Çar ile defâatl...
    12 saat önce
  • MUZİL - Muzil Alçaltan, zillet veren, hor ve hâkir eden Cenab-ı Hak buyuruyor: "Gerçekten Allah, inkar edenleri hor ve aşağılık kılıcıdır." (Tevbe, 2) "O gün, öyl...
    15 saat önce
  • Yaza dair... - *Size yaza dair hislerimi döktüreyim canlar ;) * *#Erik olayı çok güzel. Mevla eriği yaz meyvesi yaptığı için yazı sevmemek mümkün değil diyebilirim.* ...
    17 saat önce
  • Film:Uzun Hikâye - Osman Sınav ve Çağan Irmak filmerini çok beğenirim.Her biri hayatın unutmaya yüz tutmuş köşelerine dokunur.Veya ilişkilerin artık pek gündeme gelip konuş...
    2 gün önce
  • Cemil Meriç - Nereye gidersen git bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır. *Cemil Meriç* 13 Haziran 1987 - Allah rahmet eylesin
    5 gün önce
  • "Ama Mutlu Değil Bizim Çocuklar" - Biraz önce bir arkadaşımın Whatsapp durumunda güzel bir şiir gördüm ve sizlerle paylaşmak istedim. Günümüzün çocuklarından bahsediyor. 4,5 yaşındaki bir er...
    6 gün önce
  • KARALAMA DEFTERİ ~ 3 - Çok güzel bir belgesel izledim geçenlerde. Maidentrip. Hollandalı denizci Laura Dekker'in 14 yaşındayken tek başına 11 metrelik yelkenlisiyle dünya turu...
    2 hafta önce
  • Ayrıcalıklı Kategori: Öneri Filmler - Yorgun bir akşamda ya da kafamızı bir nebze boşaltmak istediğimiz zamanlarda şöyle yormayan, koşturmayan ve yumuşacık bir film ile rahatlamak isteriz ya, i...
    1 ay önce

Burada Sözler Meclisten İçeru

"...Genç adam! bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.

surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ..

Allah'ın selâmı üzerine olsun! "

NFK | Necip Fazıl Kısakürek